ana sayfa
 
 

Müziğin evrensel bir dil olduğu söylenir. Kuşkusuz doğrudur da. Yani Hintli bir tablacıyla, New Orleanslı bir cazcı, Lüleburgazlı bir zurnacıyla, Mısırlı bir darbukacı birbirlerinin tek bir kelimesini dahi anlamasalar bile, sabahlara kadar müziğin diliyle muhabbet edebilirler. Fakat bunun için bir şart lazımdır; Müzikleri aynı ritimde buluşturabilmek... Ritimde anlaşamayan iki müzisyenin dilleri tutulur, birbirlerine anlamadan bakakalırlar.

Folklorik bakımdan muazzam bir zenginliği barındıran ülkemizde ne yazık ki ritimsel çalışmalar bu zenginliği yansıtmıyor. İyi ritimci mi yok? Elbette var. Ama Trakya’dan Doğu’ya, Karadeniz’den Ege’ye ülkemiz ritimlerini, ritmin evrensel dili içinde kullananlar o kadar az ki...

Galata Ritimhanesi, yerelden evrensele uzanan mesafeyi katetmek için yola çıktı. Bu uzun ve zorlu yolda hedefe ulaşmak için doğru bir rehbere ihtiyacı vardı. Üzerinde yaşadığımız Anadolu ve Trakya topraklarının müzik pınarlarından beslenmiş, ama bununla yetinmeyip aşkının peşinden okyanusları aşmış, hayatını ritmin sırlarını çözmeye adamış bir rehbere… Dünyanın ritmini darbukasına sığdırmaya başarmış Üstat Mısırlı Ahmet’e...