Ritmi ve müziği kalplerle
buluşturuyoruz

Dünya müziğine açılan bir kapı; Ritimhane

Neler Yaparız?

Ritimhanemizde birçok etkinlik, eğitim ve kamp uygulamaları yapıyoruz
Ritim Eğitimleri

 

Müzik Etkinlikleri

 

Kamplar

 

Neden?

Müziğin evrensel bir dil olduğu söylenir. Kuşkusuz doğrudur da. Yani Hintli bir tablacıyla, New Orleanslı bir cazcı, Lüleburgazlı bir zurnacıyla, Mısırlı bir darbukacı birbirlerinin tek bir kelimesini dahi anlamasalar bile, sabahlara kadar müziğin diliyle muhabbet edebilirler. Fakat bunun için bir şart lazımdır; Müzikleri aynı ritimde buluşturabilmek…

Ritimde anlaşamayan iki müzisyenin dilleri tutulur, birbirlerine anlamadan bakakalırlar. Folklorik bakımdan muazzam bir zenginliği barındıran ülkemizde ne yazık ki ritimsel çalışmalar bu zenginliği yansıtmıyor. İyi ritimci mi yok? Elbette var. Ama Trakya’dan Doğu’ya, Karadeniz’den Ege’ye ülkemiz ritimlerini, ritmin evrensel dili içinde kullananlar o kadar az ki…

Galata Ritimhanesi, yerelden evrensele uzanan mesafeyi katetmek için yola çıktı. Bu uzun ve zorlu yolda hedefe ulaşmak için doğru bir rehbere ihtiyacı vardı. Üzerinde yaşadığımız Anadolu ve Trakya topraklarının müzik pınarlarından beslenmiş, ama bununla yetinmeyip aşkının peşinden okyanusları aşmış, hayatını ritmin sırlarını çözmeye adamış bir rehbere… Dünyanın ritmini darbukasına sığdırmaya başarmış Üstat Mısırlı Ahmet’e…

Nedir?

Galata Ritimhanesi, Mısırlı Ahmet’in 30 yıllık müzik birikimini, kendi geliştirdiği darbuka tekniğini genç ritimcilere aktardığı bir ritim merkezi.

Dünyanın en iyi darbukacısıyla çalışma fırsatının adı Galata Ritimhanesi. Ülkemizin ve tüm dünyanın zengin etnik ritimlerinin yanı sıra, Mısırlı Ahmet’in ürettiği sayısız ritim, düzeylerine göre ayrılmış üç farklı grup halinde çalışılıyor burada.

Üstat Mısırlı Ahmet’in tekniğini bildiğini düşünen, hatta bu tekniği öğretmeye soyunan pek çok darbukacı var. Darbukanın bugüne dek geliştirilmiş en üstün tekniği olan Mısırlı Ahmet tekniğinin darbukacılar tarafından benimsenmesi sevindirici ise de, ne yazık ki sağlıksız eller tarafından tekniğin yozlaştırılmasına da neden olabilmekte. Bu nedenledir ki, Galata Ritimhanesi, Üstat Mısırlı Ahmet’le çalışmak, usta-çırak ilişkisi içinde Mısırlı Ahmet’in tekniğini doğrudan bu tekniğin yaratıcısı yardımıyla kavramak için dünya darbukacılarının tek adresini oluşturuyor.

Yıllardır değişik ülkelerde atölye çalışmaları düzenleyen Mısırlı Ahmet, düne kadar Türkiye’deki darbuka sevdalıları için ulaşılmaz bir isimdi. Darbukacılar ancak konserlerde üstadı görme şansına sahip olabiliyorlardı. Galata Ritimhanesi bu hasretin bitişini müjdeliyor.

Galata Ritimhanesi, ritmin etnik yorumlarının sınırladığı ritim algısından sıyrılarak evrensel düzeyde çalmak isteyen ritimciler için doğru adres. Diğer bir ifadeyle, dünya müziğine açılan bir kapı Ritimhane.

Galata Ritimhanesi, profesyonel olarak darbuka çalan ya da çalmayı hedefleyen darbukacıların yanı sıra ritmin büyülü dünyasına adım atmak, kentin ve iş hayatının insan duygularını ve yaratıcılığını kötürümleştiren boğucu atmosferinden sıyrılmak isteyenlerin de adresi. Bunun ne anlama geldiğini görmek için Galata’ya kadar uzanıp kapımızdan içeri girmeniz yeterli olacak.

Galata Ritimhanesi’nde Kasım 2007’de başladığımız çalışmalarda gelinen noktayı görmek için sitemizde yer alan görüntüleri izlemeniz yeterli olacaktır.

Ne Değildir?

Galata Ritimhanesi klasik eğitim anlayışını reddeder. Bu yüzden bir okul değil, ritim üretilen bir kolektiftir.

Galata Ritimhanesi bir okul değildir, çünkü bir öğretmeni yoktur. Mısırlı Ahmet her fırsatta “öğrenmeye hevesli bir öğrenci” olduğunu ifade eder. Zira öğrendiğini, bildiğini, olduğunu iddia edenin, ne öğreneceği ne de öğreteceği bir şey kalmıştır.

Galata Ritimhanesi bir okul değildir, çünkü okulun hedefi öğrencinin öğretmen düzeyine gelmesidir. Mısırlı Ahmet’in niyeti kopyalarını, gölgelerini yaratmak değildir. Galata Ritimhanesi, kendi duygularını, iç dünyasını, sözünü darbukası aracılığıyla dillendirecek özgür, yaratıcı, iddialı darbukacılar yetiştirmeyi hedefler.

Galata Ritimhanesi bir okul değildir, çünkü burada ne kara tahta, ne defter, ne kalem, ne de kayıt cihazı kullanılır. Ritim algısı gelişmiş bir zihin hiçbir defterin sayfalarına sığamayacak bir külliyata sahiptir.

Nasıl Çalışıyoruz?

Galata Ritimhanesi’nde izlenen çalışma yöntemi, Mısırlı Ahmet’in kendisini yetiştirdiği süreci izler. Üstadın geçirdiği müzikal evrelerden onunla birlikte geçilir. Bu yöntemin başarısı tecrübeyle sabittir.

Klasik ritim eğitimleri başlıca iki etaba ayrılır; birincisi ritimlerin düm-tekli şablonlarla belletilmesi, ikincisi ise sıkıcı teknik çalışmalardır. Ritimhane’de yaratıcılığı öldüren bu tip ezberci yöntemler uygulanmaz. İleri seviye grubu da, yeni başlayan grup da aynı kompozisyonu çalar. İleri seviye ile yeni başlayanın farkı, kompozisyonlarda alınan mesafe ile yorumlama farkıdır. Her çalışmada bir yahut iki ritim cümlesi eklemek suretiyle kompozisyonda yol alınır. Çalınan ritim cümleleri arttıkça artar ve bu ritimler üzerinden geçe geçe, deyim yerindeyse ritimlerimiz “demlenir”. Bu süreç içinde teknik gelişir, darbukadan çıkan tonlar lezzetlenir.

Galata Ritimhanesi ritim algısının ve tekniğin gelişmesi için kompozisyon çalışmalarını benimserken ritim doğaçlamalarına da önem verir. İlk çalışmalardan itibaren ritimcilerin özgür ruhlarının gelişmesi için doğaçlama çalınır. Doğaçlama yapmak için belirli bir seviyeye gelmek beklenmez, seviye ilerledikçe doğal olarak daha teknik çalmaya başlanır. Zaten teknik çalışa çalışa eninde sonunda gelişir, önemli olan kendini özgürce ifade edebilme rahatlığının ve yaratıcılığıngelişmesidir. Değerli olan da budur…

Neden Ritim?

Ritim, hiç kuşkusuz müziğin en önemli unsurlarından biri. Diğer enstrümanların hatası müzik performansının nazarı olur da, ritimcinin hatası bütün grubu dağıtır. Çünkü o vakit zaman bozulur. Zamansız bir boşluğa düşer müzik, kaybolur…

Sadece bu kadar mı? Kalbin de bir ritimle attığı ve ritim bozukluğunun kalbin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri olduğu aşikâr. Kalp vücudun metronomudur, nefes alıp verirken, yürürken, konuşurken, metronomuna sadık bir ritimsel dengesi vardır vücudun. Evrenin oluşumundan, canlıların yeryüzündeki hareketlerine, martının uçuşundan, küçük kırmızı balığın yüzüşüne yaşamın en önemli unsurudur ritim ve denge…

Ritim ve denge, dansın ve sporun da temelidir. Ritim duygusunu canlandırmamış biri, ne sevgilisini dansa kaldırabilir ne de üzerine doğru süzülen bir topa düzgünce vurabilir. Ama korkuya mahal yok! Çünkü ritim duygusu olmayan insan yoktur. Ritimsel tutukluk ya da ritim bozukluğu vardır sadece ve bunun tedavisi de mümkündür.

Ritim, sahip olduğu mistik duygulanımlarla içsel dünyamızda yolculuk yapmanın da en keyifli yoludur. Mutluluklarımız,hüzünlerimiz, coşku ve öfkemiz bütün içtenliğiyle darbukada dile gelir.

Ritim atarken doyumsuz bir huzuru da, kabına sığmaz bir coşkuyu da alabildiğine yaşayabilirsiniz. Çünkü doğrudan kalbe işlerritim, kalbimiz gibi işler.

Ritim büyük bir eğlencedir. Galata Ritimhanesi’nde kentin gürültüsü, tozu, pisi, stresi, derdi, tasasından öyle uzaklaşırız ki, kendimizi bir anda Üstat Mısırlı Ahmet’in kendini yeniden keşfettiği Sina çölünde ya da Brezilya’nın yağmur ormanlarında veya Torosların zirvesinde buluveririz. Uzaklaşmanın fiziksel değil ruhani boyutunu kavrarız. Fiziksel yorgunluk 5 saat uykuyla geçerken zihinsel yorgunluğu atlatmak, kalbimizi hoş tutmaktan, yarını düşünmeksizin kaygısızca “kendimize dokunmaktan” geçer. Bütün önyargılardan, günlük telaşlardan, hayat gailesinden sıyrılarak, boşluğa düşmekten korkmadan yapacağımız cüretkâr bir doğaçlama, kendimizi keşfetmek, kendimizle yüzleşmek için eşi bulunmaz bir terapi sağlayacaktır.

Galata Ritimhanesi, ritmin sır dolu dünyasında mistik bir yolculuğa çıkmak, iç dünyasını keşfetmek isteyen herkese kucak açmaya hazır. Galata Ritimhanesi, sadece ritim çalma heveslilerine değil, ritmin, yaşamın çok yönlü akışındaki pozitif rolünü hisseden, huzurun ve hayattan keyif almanın kişisel sırlarını öğrenmek isteyen herkese şifa olacaktır.

Neden Darbuka?

Darbuka Mısırlı Ahmet’in kucağına yerleşene kadar, orkestranın itilip kakılan, müzik aleti yerine konmayan üvey evladıydı. Sadece Arap ezgileri ve oyun havaları ile anılan darbuka Mısırlı Ahmet’in elinde kişiliğini buldu. Besbelli ki darbuka da kendisini ona adayacak parmakları arıyordu. “Ritmi bulmak için önce onu kaybetmek lazım” diyen Üstadın Sina Çölü’ne kapanarak geliştirdiği yeni teknikle, darbuka dünyanın bütün ritimlerini çalmaya hevesli yepyeni bir çehre kazandı; âdeta yeniden doğdu.

Üstat, “her enstrüman masumdur” der. Enstrümanı yücelten de, itibarını küçülten de müzisyendir. Bugün, bir buçuk saat solo çalan bir darbukayı doyumsuzca dinleyebiliyoruz. Mısırlı Ahmet, grup çalışmalarının ve konserlerinin yanı sıra bir süredir “sadece” darbukayla karşısına çıkıyor insanların.

Şöyle bir düşünelim; bir buçuk saat tek başına çalan bir davul, tumba ya da bendir… Örnekleri çoğaltabiliriz. İlk bakışta hiçbirini, yanında “solo” bir enstrüman olmaksızın dinleyebileceğimizi düşünemiyoruz, değil mi? Kısa bir zaman öncesine kadar, darbuka için de “solo konser” vermek büyük bir hayal olabilirdi.

Birçok insan “neden sadece darbuka?” diye soruyor. Öncelikle, sanıldığının aksine, darbuka çok zengin tonlara sahip, solo çalmaya yetenekli bir ritim aletidir. Mısırlı Ahmet’in açtığı ufukla her türden anlatım darbuka aracılığıyla sunulabildiğinden, bu anlatım zenginliği bir ömür uğraşılsa da tükenmeyeceğinden, “sadece darbuka mı?” sorusu “sadece bir ömrümüz var” cevabı ile eşdeğerdir.

Nasıl Bir Darbuka Kullanıyoruz?

Galata Ritimhanesi’nde kullanılan çömlek darbukalar toprak ve deriden oluştuğundan, döküm darbukaların soğuk, karaktersiz ifadesinden çok farklı, organik yapısıyla sıcak ve sürprizlerle doludur.

Çömlek darbuka 4 elementin bileşiminden meydana geliyor. Toprak, ateş, hava ve su… Toprak suyla karılıyor, şekil verildikten sonra havada kurutulup ateşte pişiriliyor. Karşımıza, hava şartlarına bağlı olarak tonları değişen, her ustanın marifetini yansıttığı, yani standartlaşmayan, kırılgan bir enstrüman çıkıyor. İnsan gibi bir enstrüman yani?

Hava nemliyse darbukamızın derisi kendisini saldığından daha pes tonlarda çalmak mümkün olurken, hava kuruysa kendisini toparlayan deri daha dik bir anlatımı olanaklı hale getiriyor. Hava şartlarına bağlı kalmak istemeyenler ise darbukasını içerisine yerleştireceği ışıkla gerebilir ya da deriyi ıslatarak pesleşmesini sağlayabilir.

Çömlek darbuka, sahip olduğu geniş ton aralığı, derisi dışında toprak kısmının da ton almak için kullanabiliyor olması gibi sebeplerle zengin bir anlatım sunmanın yanı sıra uzun süre sıkılmadan çalmaya imkân sağladığı için egzersizleri eğlenceliçalışmalar haline getiriyor.

Toprak ve deriden oluşan organik bir enstrümana, üstelik toprağının kırılmaması, çatlamaması, derisinin patlamaması, olumsuz hava şartlarından etkilenmemesi için koruyup kollamamız gereken kırılgan darbukaya dokunmak gerçekten de kendimize, hüzünlü, neşeli, kaygılı, umursamaz, cesur, güçlü, kırılgan yanlarımıza dokunmak gibi…

Mısırlı Ahmet Ritimhanesi 5 Nisan Çarşamba günü Başlangıç Seviyesi yeni Ritim Atölyesi sınıfını açıyor! Atölyemizde – Mısırlı Ahmet tekniği ve ritimleri,kompozisyonlar ve ritimde zamanların yanısıra Orta Doğu, Hint, Latin ritimleri, öğretilmektedir.

İrtibata geçin

menajer@misirli-ahmet.com
+90 534 362 08 08
+90 212 243 86 02
Ayvansaray Mah. Kürkçü Çeşme Sokak, No:3 Balat, Fatih - İstanbul / Türkiye

Mısırlı Ahmet Sosyal Medya
Mısırlı Ahmet Ritimhanesi Sosyal Medya
Bültene Abone Ol